James Bond’un içki konusunda karizmayı bozacağı Daniel Craig’in 007 rolünde ilk boy gösterdiği “Casino Royal”de belli olmuştu. Bond yepyeni Aston Martin’ini gene mahvetmiş, gömleğinin yakası açılmış, oldukça hırpalanmış durumda Montenegro’daki kumarhanenin kapısından girip doğru bara gitmişti.

“Bir Dry Martini” demişti dünyanın tanıdığı en ünlü ajan. Barmen müşterisinin görüntüsüne aldırmamaya çalışarak “shaken or stirred” (çalkalanmış mı, karıştırılmış mı) diye sormuştu. Ve 007 soluklanıp, “Sanki umrumdaymış gibi duruyor muyum;?” diye cevap vermişti. Sinemada kendi kendime “Artık James Bond filmlerinde hiçbir şey aynı olmayacak” dediğimi hatırlıyorum. Ve daha Daniel Craig’in üçüncü kez James Bond’u canlandırdığı Skyfall’u seyretmemiştim. Orada ajanımız Toros dağlarındaki bir tren yolu köprüsün vagonun üstüne kavga ederken vurulduktan sonra bizim güney sahillerimiz olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerde yatağında elinde bir şişe Heineken bira ile iyileşmeye çalışıcaktı.

 

James Bond’un ilk filmi “Doktor No”nun tam 7. dakika ve 37. saniyesinde gene bir kumar masasının kenarında (daha sonraki filmlerinde onlarca defa yapacağı gibi) güzel bir kadına kendisini “Bond, James Bond” diye tanıştırmasının üstünden tam 50 yıl geçti. Sean Connery, Roger Moore, Pierce Brosnan, hepsi giyimiyleriyle, vücut lisanıyla, muhteşem hazırcevaplılıkları ve gustolarıyla, ve tabii ki içkileriyle hepimizin gönlünde taht kurdular. “Shaken or stirred? Umrumda mı” diyip yatağında Heineken içen Daniel Caig’i ayrı bir kategoride tutmak gerekir.

Ian Fleming yazdığı 007 romanlarında kahramanının içkisini Vesper Martini olarak belirlemişti. James Bond’un “Casino Royale”da aşık olduğu hain ve güzel ajan Vesper’in adını verdiği favori kokteylini Ian Fleming kitabında 007’nin ağzından “üç ölçek Gordon cin, bir ölçek votka ve yarım ölçek Kina Lillet vermut, buz gibi olana kadar çalkala ve içine büyükçe bir parça limon kabuğu koy” diye tarif etmiş. Ama James Bond daha ilk filmi Doktor No’da yaratıcısını dinlemeyerek barmene “shaken, not stirred” yani “çalkala, karıştırma” talimatı vererek Vesper değil, Votka Martini içmişti. Gerçi Doktor No daha ilk filmdi ve filmden akılda en çok kalan sahne Ursula Andress’in belinde kaması ve beyaz bikinisiyle Karayip denizinden kumsala çıkışı olduğu için, James Bond’un (Sean Connery bile olsa) ne içtiği açıkçası daha pek kimsenin umrunda değildi.

Ian Fleming’in romanlarında Bond’un içtiği içkiler yaratıcısının o aralar ne içtiğine bağlıydı. Sıkı bir cin tonik sever olan Fleming Doktor No’da ajanına 4 kere cin tonik içirmiş, daha sonra kendisi bourbon içmeye başlayınca 007 de kitaplarda da, filmlerde de viski ve Votka Martini içer olmuştu. Hatta Pierce Brosnan’ın oynadığı “Tomorrow Never Dies”da ajanımız Hamburg’da bir otel odasında Smirnoff votkasını sek olarak içmişti. Ama gene de Bond ve içki denilince akla ilk gelen sahneler hep smokinini giymiş 007’nin elinde üçgen bir Martini kadehi veya şampanya kedehi tuttukları olmuştur.

Kendisini öldürmeye çalışan düşmanlarının masalarında yemek yemeden önce Dom Perignon içmeyi tercih edip hatta rekoltesi hakkında ukalalık etmeyi pek seven 007, nedense bir otel odasında, daha soğrusu suit’inde, kadınlarla başbaşa kaldığında buz kovası içinde bir şişe Bolinger şampanyayı tercih ediyor. Şampanya James Bond’un filmlerinde en çok içerken göründüğü içki. Onu ikincilikte yirmi kereden fazla ile Votka Martini izliyor. Filmlerde pek Cin Martini içerken görmediğimiz James Bond Ian Fleming’in romanlarında (birisi üşenmeden saymış) tam 19 defa Cin Martini içmiş. 007’nin kitaplarda en çok içtiği içkilerden birisi de 21 defa ile İskoç viskisi. Bond Ian Fleming’in yazdığı romanlarda Votka Martini’den daha çok yerde viski soda veya bourbon içmiş ama filmlerde ajanımızı nedense viski içerken son filmi Skyfall’a kadar pek göremedik.

Kokteyllere gelince, dünyanın en egzotik köşelerinde film çevirmiş olan Bond tabii ki bir çok sahnede kokteyl içerken görülüyor. Bu sahnelerin en unutulmazı Ursula Andress’ten sonra denizden çıkan en güzel mahluk ola Halle Berry’e Pierce Brosnan’ın vücudunda Bond’un Mojito ikram ettiği sahne. James Bond klasik kokteylleri de seviyor. “Casino Royal”de Americano (yarı yarıya Campari ve Martini Rosso ve biraz soda, 007’ye göre Perrier) içen Bond’un canı aynı kokteyli “A View to Kill”de de çekiyor. James Bond Americano’nun Campari ve Martini Rosso’ya eşit miktarda cin katılmış olan versiyonu Negroni’yi de ihmal etmiyor. James bu iki kokteylin açık havada içilecek en iyi içkiler olduğunu söylüyor ve bu konuda defalarca yazı yazmış olan yazarınızı haklı çıkarıyor. Sean Connery’nin 007 olduğu yıllarda ajanımızın bourbon ile yapılan klasik kokteyllerin en güzellerinden Old Fashioned dublelerini içtiği sahnelere de sık sık rastlamak mümkün.

Malt viskiye elince, James Bond filmlerinde malt viskiye ilk rastlayışımız Judi Dench’in, yani M’in masasındaki Talisker ile oluyor. M kendisine Talisker koyarken konyağı tercih eden Bond’un en sevdiği malt viskinin Macallan olduğunu öğrenmemiz için Skyfall’u beklememiz gerekti. Filmin başına bizim güne ahillerimizdeki köhne bir barda Macallan içerken gördüğümüz 007 filmin sonuna doğru güzel bir kadının başının üstündeki kadehteki 1962 yılının Macallan’ını tabancasıya vurunca “nefis bir viski ziyan oldu” diye söylenecekti. James Bond bu! Bu arada bira konusunda da günahını almayayım, Goldfinger’de de Heineken içmişti.

PAYLAŞ