Kuruçeşme’nin bugünkü halini gördükçe çok şaşırıyorum. Bir zamanlar kömür ve çay depolarının bulunduğu, yamaçlarında bu depolarda çalışan işçilerin oturduğu gecekonduların yer aldığı oldukça mütevazı, hatta yoksul bir Boğaz köyüydü. Şimdi ise lüks oteller, alışveriş merkezleri, lokantalar, barlar, ultra lüks araba galerileri, mağazalarla süslenmiş varlıklı bir semte dönüştü.

La Mancha ve alt komşusu Kydonia işte bu semtin yeni lezzet durakları. Mekanların diğer özelliklerini belirtmeden önce park sorunu olmadığını söylemek isterim. Girişteki park alanında valeler size yardımcı oluyor.

Üç kata yayılmış olan mekanı Soul Group işletiyor. Kurucusu ise Boğaziçi’nde ekonomi bölümünü bitirip, Amerika’da işletme mastırı yaptıktan sonra profesyonel hayata atılan Aslı Pasinli. Aslı hanımın bu ilk girişimi değil. 2004 yılında Ortaköy’de açılan ve “En İyi Etnik Restoran” ödülünü alan Banyan’ın da kurucusu. Eşi Cem Pasinli, her ne kadar işin içinde görünmüyorsa da, restoranların mönüleri ona emanet. Onun onay vermediği yemek müşteriye sunulmuyor.

En üst kattaki Akdenizli La Mancha’nın Boğaz’a dönük barı ilk girişte insanı esir alıyor. Çevreye yüksekten bakan bu barda şarabımı yudumlarken gençlik anılarımın içinde dolaştım durdum. Önümden bir nehir gibi akan Boğaz, karşı sahilde renkli ışıklarıyla dikkati çeken Kuleli Askeri Lisesi, gezi tekneleri, uzak denizlere doğru yol alan gemiler, insanı öyküler yazmaya zorluyor. Bu bar yaz akşamları için en doğru adreslerden biri.

La Mancha’nın mönüsündeki lezzetler, işletmecinin söylemiyle “İtalyan aşkı, İspanyol ateşi ve Fas güneşi” güneşi ile yoğrulmuş. Zengin bir mönü var. Benim dikkatimi en çok Parma’dan getirtilen Proscuitto ile İspanya’dan gelen Jamon İberico çekti. Yemeklerin lezzeti hakkında bir şey söyleyemeyeceğim çünkü o akşam yemeği bir alt kattaki Kydonia’da yedim.

Adını bir deniz kabuklusundan alan Kydonia’nın mönüsü Ege esintili. Edindiğim bilgiye göre mönü, mübadele ile Girit’ten gelenlerin tarihi reçeteleri ile 1,5 yıllık bir çalışma sonucu oluşturulmuş. Mönüye baktığınızda buranın bir meze cenneti olduğunu görüyorsunuz. Neredeyse 70 çeşit meze var. Saymakla ve seçmekle bitmiyor.

Taktir edersiniz ki tüm mezeleri masaya sığdırmanın olanağı yok. Ben de hem bildiklerimden hem de adı ilginç gelenlerden bir seçme yaptım: Karışık Ege otları, Isırgan ezme, sarımsaklı Ada ezmesi, Gözü Yaşlı Eleni, lorlu közlenmiş albiber dolması, kömür ateşinde çektirilmiş barbunya pilaki, otlu mücver, sıcak yatırma peyniri, Kydonia natürel, lakerda, Arapsaçlı sübye, ahtapotlu papaz yahnisi, otlu balık köftesi.

Bu ziyafeti, ham ceviz tatlısı ile taçlandırdım. Aklım gerçekten diğer mezelerde kaldı ama midemin kapasitesini zorlamak istemedim. Mezeler oldukça lezzetliydi ve makul miktarlarda sunuluyordu.

Çıkarken uğradığım en alt katta ise “İncirli Şaraphane” yer alıyordu. Burada Türkiye’nin tüm şaraplarını bulmak mümkün. Her üreticinin bölümü ayrı. Burada, zengin peynir ve şarküteri çeşitleriyle şarabınızı yudumlayabiliyorsunuz. Şaraplar market fiyatı üstünden satılıyor. Yani alış veriş merkezinde kaça alıyorsanız burada da fiyat aynı. Satın aldığınız şişeyi üst kattaki restoranlarda içmek isterseniz, makul bir miktar mantar ücreti ödüyorsunuz. Ayrıca istediğiniz şarabı satın alıp evinize de götürebiliyorsunuz.

Kuruşeşme’deki La Mancha, Kydonia ve İncirli Şaraphane üçlüsünün yer aldığı mekan ilginç bir konsept. Denemenizi öneririm.

Adres:Muallim Naci Cad. Öksüz Çocuk Sok. No:7 Kuruçeşme
Tel: 0212- 327 47 52

PAYLAŞ