Baştan söyleyeyim ki, aşağıda okuyacağınız beslenme önerilerini, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu yazmadı. Bu yazıya günümüz beslenme uzmanlarının da hiç bir katkısı olmadı. Bunu belirtmemin nedeni, yazılanların bugünden tam 933 yıl önce yazılmış olması ve modern zaman uzmanlarının önerileri ile bire bir örtüşmesi.

Bu yazıyı, Çiya Yayınları tarafından çıkarılan “Yemek ve Kültür” dergisini okurken gördüm. Bu dergi, yılda 4 kez çıkan, içinde çok kaliteli ve ilginç makalelerin yer aldığı kıymetli bir yayın. Yemeğe meraklı herkesin mutlaka satın alması gereken bir dergi.

Sözünü ettiğim yazıyı ise Yeditepe Üniversitesi Gastronomi Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Özge Samancı yayına hazırlamış. 933 yıl önce Farsça yazılmış olan bu eserin yazarı Keykavus bin İskender. Kitabü’n-Nasihat adıyla da bilinen 44 bölümlük kitap, 15. Yüzyılda Türkiye Türkçesi’ni beş kez tercüme edilmiş. Eserin en son ve en tanınmış çevirisini, II.Murad adına Mercimek Ahmed yapmış. Bu çeviri, Orhan Şaik Gökyay tarafından yayına hazırlanmış,
Atilla Özkırımlı bunu sadeleştirerek iki cilt halınde yayınlamış.

Şimdi yazıyı fazla uzatmadan Kabusname’deki nasihatlara geçelim:
Yemek yemekte büyükler bir düzen koymuşlardır. Şöyle ki, seçkinler ve halk üç kısımdır. Bir kısmı pazar ehli, alıcı, satıcı, rençberdir. Bunların çoğunluğu, yemeği akşamdan sonra yerler. Bunun gibi yemek zararlıdır, çünkü daha hazmetmeden yatarlar. Ondan sonraki kısım sipahilerdir. Bunlar ne zaman ellerine yemek geçerse o zaman yerler. Bu adet hayvanların adetidir, hayvan da arpayı ve samanı ne zaman bulursa o vakit yer, bulamadığı vakit de aç kalır. Seçkinler ise yemeği, gecede ve gündüzde bir kez yerler. Çünkü kendini sakınanların yolu budur ama böyle yemek de bedeni zayıflatır, kuvveti eksiltir.

Ey oğul, benim katımda sevap odur ki, sabahleyin safrabastırmalık biraz yemek yesinler, sonra kendi işleriyle uğraşsınlar. Öğle yaklaşınca yine gerekiyorsa yemek yesinler, bu ikindi geçinceye kadar hazmolur. Ondan sonra yiyecek yesinler ki, yatacak zamana kadar sinsin. Akıl ve hikmek için bu daha iyidir.

Ey oğul, yemek vaktinde, seninle birlikte yemek yiyecek kişiler hazır olmadıkça yemek getirme. Yemeği yavaş yavaş ye, önüne bak, yemek yerken kimse ile konuşma, İslam’ın şartı budur. Başını önüne eğ, kimsenin yüzüne bakma ve kimsenin lokmasını gözleme, çünkü lokma gözlemek çok ayıptır.

Yemek yedikten sonra hemen şarap içme. Ta ki üç kez susuzluğun geçsin, yani susuzluğa bir kez sabret, ne su iç ne de şarap, sonunda susuzluğun geçsin. Bir daha susarsan, o susuzluk da geçinceye kadar bekle. Üçüncü kez yine susarsan şarabı o vakit iç, çünkü yediğin yiyecek o vakit sindirilmiştir. Yiyecek sindirilmeden ne su içmek ne şerbet ne de şarap içmek gerekir. Eğer susadıysan yiyecekten iki saat sonra iç.

Ey ciğerköşem, şarap içersen ikindiden sonra iç ki, sarhoş oluncaya kadar akşam olmuş olur, halk seni sarhoş olarak görmez. Akşama kaldığın için ayıbın örtülmüş olur. Şarap içerken çok çerez yeme çünkü şarap arasında çok çerez yemek iyi değildir. Ulular demişler ki, şarap içerken çok çerez yemek mideye ağırlık verir.

Şarabı sokaklarda veya bağlar arasında içme. Eğer böyle yerlerde içmeyi seversen bari sarhoş oluncaya kadar içme, ta ki evine gelinceye rezil olmayasın. Eğer sarhoş oluncaya kadar içeceksen evinde iç. Çünkü ev gölgesi insana örtüdür, ağaç gölgesi ise insanı dört yanından rezil eder.

Şarap sohbetinden kalkınca öyle kalk ki, iki üç kadeh daha içmeye mecalin olsun. Tokluk lokmasından ve sarhoşluk kadehinden sakın. Tokluktan sonraki lokmayı yeme, tok olup sonra ağırlaşmayasın, şarap içiyorsan sondaki kadehi içme, sarhoş olup kınanmayasın. Yani ne çok tok ol ve ne çok sarhoş.

Eğer konuklarına şarap meclisi kurarsan, şarabı bol getir, parti parti getirme. Çerezi ortaya bol dök, çalgıcılar da hazır olsunlar, çünkü çalgıcısız şarap sohbetinin safası olmaz.

Sofraya şarabın iyisini getir. Şarap kötü olunca, yemek ne kadar lezzetli olursa olsun, kötü şarap yüzünden kötü görünür. Ama şarap iyi olunca, yemeğin ne kadar kötü olursa olsun şarabın verdiği kızışmadan iyi gözükür ve ayıbın örtülür.

Şarap içmek günahtır. Madem günaha giriyorsun bari iyi şarap için günaha gir. Çünkü hem günaha giresin hem kötü şarap içesin, vallahi anlamsızın anlamsızı olur bu. Madem günah işlersin bari iyisiyle günahkar ol ki, kıyamette azap görsen de hiç olmazsa bu dünyada zarar görmezsin. Yani ölü için ağlama, ağlarsan gözyaşına değer olan bir ölüye ağla.

Bir eve konukluğa gidersen, çok aç gitme ve çok tok da gitme. Çünkü tok gidersen yiyecek yiyemezsin, yemeğimi beğenmedi diye ev sahibinin gönlü incinir. Eğer aç gidersen çok yersin, bu da çirkindir. Kişiliksiz birisi görürse açlıktan mı çıkmış der.

Eğer şarap sohbetine oturursan, mest ve harap oluncaya kadar oturma. Öyle kalk ki yolda sarhoş olduğun belli olmasın. Eğer sarhoş olursan, öyle sarhoş ol ki yüzün insanlıktan çıkmasın.

Eğer şarap sofrasında çalgıcı dinlersen daima şehvani dinleme, yani şehvet sebebiyle dinleme, ta ki adın şehvetperest olmasın.

PAYLAŞ