Adını şimdi anımsamadığım bir filozof, yalnız yemek yemenin bir zavallılık ifadesi olduğunu söyler ve şöyle devam eder: “Eğer ruh bir çeşit mideyse, birlikte yemek yemekten daha güzel bir ayin olabilir mi?” Gerçekten birlikte yemek yemek, insanlık tarihinin en eski ritüellerinden biridir.

Düğün yemekleri, şölen yemekleri, taziye yemekleri yemekleri, barış yemekleri, kutlama yemekleri insanlara insan olduğunu hatırlatan toplantılar değil midir? Bu yemeklerde yeni yaşamlar başlar, üzüntüler paylaşılır, dostluklar kurulur, hayat biçimlenir. Bu toplu yemeklerde neşe vardır, coşku vardır, lezzet vardır.

Birlikte yenen yemekler, aileleri, aşıkları, dostları, konu komşuyu birbirine bağlar. Kimi toplumlarda bu yemekler coşku içinde yenir. Örneğin İtalyan ailelerinin birlikte yediği yemeklerin görüntüleri, hangimizi kıskandırmaz ki! Bağırış, çağırış, hep bir ağızdan konuşma, neşeli bir gürültü içinde yemek yiyen İtalyan aileleri bütün dünyaya örnek olur. Çoğu aileler, böylesine coşkulu yemek yiyebilmek için bir araya gelmeye çalışırlar.

Bizde de aile yemekleri önemlidir ama sessiz, sedasız geçer. Konuşanlar “günahtır” gerekçesiyle susturulur. Ayrıca biz de sofrada oyalanmak pek hoş karşılanmaz. Yemeğini bitiren kalkıp gider. Coşkusuz da olsa bizim aile yemekleri de birleştirici özellikler taşır. Ayrıca bu yemeklerde özenli bir lezzet de vardır.

Birlikte yemek yemenin yararlarını anlata anlata bitiremeyiz ama!.. Son yapılan araştırmalar, birlikte yenen yemeklerin o kadar da masum olmadığını gösteriyor. İngiltere’nin saygın gazetelerinden Guardian’da yer alan bir araştırmaya göre, kalabalıklarla birlikte yenen yemekler insana kilo aldırıyor. İnanması çok zor bir sav!

“Journal Appetie” dergisinde yer alan araştırmanın sonucu hiç de iç açıcı değil. Bu araştırmaya inanacak olursanız, yemek yerken sofranıza kimseleri davet etmeyeceksiniz. Yoksa haliniz harap, her lokmanız yağ olup, vücudunuza yapışacak.

Araştırmayı, Amerika’da, Güney İllinois Üniversitesi’nden Mitsuru Shimizu başkanlığındaki psikologlar gurubu gerçekleştirmiş. Sonuçlar şaşırtıcı. Eğer masa arkadaşınız kilolu birisiyse, sofrada normalden yüzde 31.8 daha fazla makarna yiyorsunuz. Yediğiniz salata miktarı ise yüzde 43.5 oranında azalıyor. Yani sofra arkadaşınız, daha çok makarna, daha az salata yemenize neden olarak, çok miktarda nişasta almanızı tetikliyor, bu da size yağ olarak dönüyor.

Shimizu’ya göre, sağlıklı yemek yeme kararlılığınız, kilolu birisiyle yemek yerken otomatik olarak devre dışı kalıyor. Yani, bir anda gözünüz dönüyor, kendinize verdiğiniz tüm sözleri unutup, şuursuzca yemek yemeye başlıyorsunuz. Bu davranış tamamen istem dışı oluyor. Bu tuzağın farkına vardığınızda, iş işten geçiyor, mideniz tıka basa dolmuş oluyor.

Aynı aratırmada, arkadaşlarıyla birlikte sofraya oturanların, her zamankinden yüzde 44 daha fazla yemek yediklerini belirtiliyor. Amerikalı psikolog John de Castro’nun araştırması işi daha da ileri götürüp, yenen yemek miktarının sofrada oturanların sayısına göre değiştiğini öne sürüyor. Örneğin masanızda bir kişi varsa yüzde 33, iki kişi varsa yüzde 47, üç kişi varsa yüzde 58, dört kişi varsa yüzde 69, beş kişi varsa yüzde 70, altı kişi varsa yüzde 72, yedi ve daha fazla kişi varsa yüzde 96 oranında fazla yemek yiyorsunuz. Onun için masaya oturmadan önce, yemeği kaç kişi ile birlikte yiyeceğinizi öğrenmenizi öneririm. Araştırmacılar, hayvanların da aynı tepkiyi verdiklerini, sürü halindeyken bir türlü doymak bilmediklerini belirtiyorlar.

Fazla yemek yemek, karşınızda oturan kişinin cinsiyetine göre de farklılık gösteriyor. Bir kadın gönül bağı olan bir erkekle masada oturuyorsa, tek başına yediği yemekten yüzde 13 daha fazla yiyor. Eğer karşısında oturan erkek kocasıysa, bu oran biraz daha artıp yüzde 22’ye yükseliyor. Masa arkadaşı masum bir arkadaşsa yüzde 14, yakın bir akrabasıysa yüzde 23 oranında daha fazla yemek yiyor. Yan siz siz olun akrabanız olan erkeklerle yemek yemeden kaçının.

Araştırmada erkeklere yönelik bir sonuç yok. Onun için hemcinslerimi bu konuda uyaramıyorum. Ama biz erkeklerin, güzel bir kadınla yemek yerken iştahımızın kesildiğini, aklımızı başka şeylere taktığımızı biliyorum.

Araştırmaya göre, samimi arkadaş gurubuyla birlikteyken yenen yemek miktarı artıyor. Aynı araştırmada, insanların aileleriyle birlikteyken daha hızlı, arkadaş gurubula ise daha yavaş yemek yediği belirtiliyor. Bu sonuç bana oldukça doğal geldi. Sıkıcı aile sohbetlerinin yapıldığı sofrada kim fazla oturmak ister ki!

Mitsiru Shimizu, insanların lokantada yemek ısmarlama alışkanlıklarını da araştırmış. Ona göre farklı bir kişiliğe sahip olduğunu göstermek isteyenler, masadaki arkadaşlarının ısmarlamadığı yemeyi yemeyi tercih ediyorlar. Araştırmanın sonunda yine ilginç bilgiler yer alıyor. Şöyle ki, seçtiğiniz yemeği arkadaşınız eleştirirse siz inadına daha fazla yiyorsunuz. Aynı şekilde sevmediğiniz yemek, başkaları tarafından göklere çıkartılırsa onu hiç yemek istemiyorsunuz.

Anlaşılıyor ki, bu kilo verme işi bir çok parametreye bağlı. Diyetle, sporla çözülecek kadar basit değil. Çok karmaşık. Birlikte yediğiniz kişinin kilosu, cinsiyeti, size olan yakınlığı, sayısı da kilonuzu etkiliyor. Onun kendinizi fazla zorlamayın, yakabileceğiniz kadar kalori alın.

PAYLAŞ