Sağlıklı bir yaşam sürmek ve fazla kilolarından kurtulmak isteyenlere bir reçete de ben hazırladım. Buna diyet reçetesi demek doğru olmaz. Beslenme uzmanı olmadığım için zaten böyle bir işe girişemem. Ben sizlere, ömür boyu yapabileceğiniz bir öneri listesi sunacağım. Sizi bıktırmayan, lezzetlerden yoksun bırakmayan, zorlamayan, yaşama küstürmeyen bir liste olacak.

Listeden önce, biraz diyet olayından bahsedelim. Listeler malumunuz. Kimi eti, kimi pilavı, makarnayı yasaklıyor. Kimi ekmeği haram ediyor. Kimi hızlı, kimi yavaş kilo verdiriyor. Kimi günde sekiz öğün yiyin diyor ama bu öğünlerin toplamının bir tabağı geçmeyeceğini söylemiyor. Kimi koşturuyor, kimi yürütüyor, yoga yaptırıyor, bisiklete bindiriyor, yüzdürüyor.

Yani, yemek ve durmak yasak diyetisyenlere göre.

İşe yarıyor mu listeler? Sorunun yanıtı: Evet. Beslenme uzmanının kurallarına uyanlar, istedikleri kiloya iniyorlar. Ya ondan sonrası? Bir şeyi başarmanın gururu, düzgün fiziğe kavuşmanın morali ile rahatlık dönemi başlıyor. Ucundan ucundan yasak yiyeceklerin tekrar tadına bakılıyor, “nasıl olsa veririm” rahatlığı ile kaçamakların sayısı artıyor. Sonunda verilen kilolar, fazlasıyla geri alınıyor. Ve işkence yeniden başlıyor.

Beslenme uzmanınız kim olursa olsun, eğer önerilen diyeti, ömrünüz sonuna kadar yapamayacaksanız, bu işkenceye hiç katlanmayın. Nasıl olsa beceremeyeceksiniz. Diyet süresince üstelik hayata da küseceksiniz.

Benim listemdeki öneriler, bilinmeyen, yeni keşfettiğim şeyler değil. Bir çoğunu biliyorsunuz. Bunların hepsi denenmiş ve doğruluğu kanıtlanmış. Uygulaması zor değil, üstelik insanı hayata da küstürmüyor. Hem de bedava. Bu liste karşılığında, seans ücreti falan da talep etmiyorum.

Sözü uzatmayalım, önerilere geçelim:

UCUZ YİYECEKLERDEN KAÇININ

Markete gittiğimizde, rafların arasında dolaşıp, en ucuz yiyeceği ararız. Ucuz yiyecek, lezzetsiz, kimyasalı bol, malzemesi kötü yiyecektir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Eğer pahalı bir şey alırsanız, daha sağlıklı ve lezzetli bir yemek hazırlayacaksınız demektir. Ucuz yemekten kar edeceğiniz parayı, önünde sonunda doktora ödeyeceğinizi aklınızdan çıkarmayın.

ÇOK YEMEYİN

Ne kadar az kalori alırsanız, ömrünüz o kadar uzun olur. Bir çoğumuz vücudumuzun ihtiyacı olandan fazlasını yiyoruz. Bu da vücudun hasar görmesine neden oluyor. Herşeyi kararında yiyin. Tabağınızda yemek bırakmayı adet edinin.

SOFRADAN DOYMADAN KALKIN

Biz konuklarımıza ikramı, yedirmeyi seven bir milletiz. Onun için sofradan tıka basa doymadan kalkmayız. Japonlar, karınları yüzde 80 doyunca yemeği sonlandırırlar. Bu oran Hindistan’da yüzde 75, Çin’de ise yüzde 70’tir. Hz. Muhammedin, “midenizin üçte birini yemek, üçte birini içecek ve üçte birini de hava ile doldurun” diye öğüt verdiği öne sürülür. Sofradan tam doymadan kalkma alışkanlığını edinin. “Tam doymadım ama artık aç da değilim” cümlesinin peşine takılın. Tabağınızı asla ekmekle sıyırmayın.

ACIKINCA YİYİN, SIKILINCA DEĞİL

Yemeğin çok pahalı bir antidepresan olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Onun için canınız sıkılınca çözümü yiyeceklerde aramayın. Tam olarak acıkmadan sofraya oturmayın. Gerçekten acıkıp acıkmadığınızı öğrenmek için, mideniz kazınmaya başlayınca bir elma yiyin. Eğer mideniz sesini kesiyorsa henüz acıkmamışsınız demektir. Midenizin sık sık sizi kandırdığını unutmayın.

YAVAŞ YİYİN

Sofraya oturduğunuzda acele etmeyin. Yemeğin tadını çıkartın. Beyin, mideye ilk lokmadan tam 20 dakika sonra doydum sinyalini gönderir. İlk tabağı 20 dakikada bitirmeyi becerirseniz, ikinci tabağı yemek istemeyeceğinizi unutmayın. Midenizin dişi olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Lokmaları iyice çiğnerseniz, yemeğin lezzetini daha çok alırsınız. Her lokmayı ağzınıza attığınızda çatalı elinizden bırakın ve ağzınızdakini yutana kadar tekrar elinize almayın. Eğer hızlı yerseniz, çok kalori alırsınız ama yemekten keyif almazsınız.

AYNI SAATTE YEMEYE ÇALIŞIN

Eğer öğünlerinizi hep aynı saatte yerseniz, mideniz her dakika açlık zillerini çalmaz. O da beklemesini öğrenir, her dakika sizi rahatsız etmez. Böylelikle lüzumsuz atıştırmalar yapmazsınız.

TABAĞINIZIN BOYUTUNU KÜÇÜLTÜN

Eğer tabağınız büyük boysa, tabağınıza yiyeceğinizden yüzde 30 daha çok yemek koyarsınız. Çünkü büyük tabağın ortasında kalmış küçük porsiyon, öncelikle gözünüzü doyurmaz. Öncelikle gözünüzün doyması gerekmektedir. Büyük tabakta küçük porsiyon yerseniz, çok az yediğiniz zannına kapılırsınız. Eğer tabağınız küçük boyutta olursa, aynı miktar yemek onu dolduracak, o zaman da tıka basa yediğinizi sanacaksınız. Yani önce gözünüzü kandırın.

KAHVALTINIZ ZENGİN OLSUN

Anadolu’da bir söz vardır: “Kahvaltıyı zengin bir adam gibi, öğle yemeğini bir memur gibi, akşam yemeğini de fakir bir köylü gibi yiyin.” Bu sözü yerine getirdiğinizde, zaten bir çok sorunu çözmüşsünüz demektir. Araştırmalar, geç yenen yemekten hemen sonra yatanların kanlarındaki trigliselit miktarının çok arttığını göstermektedir. Sabah alınacak kaloriyi yakmak için önünüzde hareketli bir tam gün olacağını unutmayın. Benim size önerim: Öğle yemeğinden sonra biraz sırtüstü yatın, akşam yemeğinden sonra ise bin adım atın.

ATIŞTIRMAKTAN KAÇININ

Cips, kraker, fıstık, çekirdek, peynir, patates kızartması… İşte kilolarınızın nedeni yemeklerden önce veya sonra yediğiniz atıştırmalıklar. Eğer bu kötü alışkanlıktan vazgeçemiyorsanız, lüzumsuz gıdalar yerine meyve, salatalık, avuç içini dolduracak kadar fındık, badem veya ceviz yiyebilirsiniz.

HAZIR GIDADAN UZAK DURUN

Market raflarındaki hazır gıdaların bir çoğunun raf ömrünü uzatmak için kimyasallar kullanıldığını aklınızdan çıkarmayın. Mümkün olduğunca konserve gıda yemeyin. Alışveriş için semt pazarlarını tercih edin. Pazarlarda hem ucuz, hem de taze sebze meyve bulacağınızı unutmayın.

MARKETTE OYALANMAYIN

Marketlerdeki raflar, zannettiğiniz gibi gelişi güzel doldurulmaz. Müşterinin nereye, ne kadar baktığı, hangi renk ambalajı tercih ettiği gibi bir çok şeyin inceden inceye hesaplanmış olduğunu unutmayın. Market yöneticilerinin bütün hesapları, sizlere lüzumsuz bir şeyler satmak üstüne kurulmuştur. Onun için liste ile alışveriş yapma alışkanlığını edinin ve ihtiyacınız olanları aldıktan sonra, rafların arasında fazla oyalanmadan marketi terk edin. Yoksa arabanız alakasız yiyeceklerle dolup taşar.

KENDİ YEMEĞINIZI PİŞİRİN

Hazır gıdaların, dışarıdan ısmarladığınız yemeklerin nasıl yapıldığını, malzemelerin kalitesini, yağ oranlarını bilmenize olanak yok. Onun için üşenmeyin, kendi yemeğinizi kendiniz yapın. Eğer yemek yapmasını bilmiyorsanız vakit geçirmeden öğrenin. Mutfakta geçireceğiniz zaman sizi dinlendirecek, sorunlarınızı unutturacaktır. Ayrıca pişireceğiniz yemek, dışarıdan ısmarladıklarınızdan daha sağlıklı olacaktır.

TEK BAŞINA YEMEK YEMEYİN

Yalnız başına yenen yemeğin ne tadı olur ne de tuzu. Burada tek amaç, karnı doyurmaktır. Yalnız yiyen insan, sofradan bir an önce kalkmak ister. Onun için hızlı yer, abur cubur yer, yemeğin kalitesine itina göstermez. Birisiyle yenen yemekte, karşılıklı konuşma olduğu için tempo daha yavaş olur, insan yediğinden keyif alır.

HAREKET EDİN

Hareket etmek, sağlıklı bir yaşam için çok önemlidir. Burada hareketten kastım koşmak değil. Bence asfaltta koşmak, en sağlıksız hareket biçimlerinden biri. Koşmak ayrıca vücudu yıpratan bir spor türü. Onun için bol bol yürüyün. Eğer nefesiniz yetiyorsa hızlı tempoda, yetmiyorsa daha yavaş tempoda yürüyün. Merdiven çıkın, bahçeyle uğraşın, mümkün olduğunca ayakta durun. Ne yaparsanız yapın ama asla hareketsiz kalmayın.

PAYLAŞ